3.30.2014

Bıcırık (Bir köpeğin gelin olma hikayesi)

2012 Ramazandı galiba.
Cüneyt abinin bize telefon etmesi. Söylediğimin bir kaç gün ertesi...
"Burda bi köpek var, istiyorsan gelip al, yoksa bakım merkezine yollayacağız."
Ramazanın ilk günü olmasına rağmen, gittik, aldık. (Ya da ikinci gün...) "rağmen" çünkü, insan henüz aç durmaya alışmamış, bitkin bir halde oluyor. ^^ Kuaförden yeni kaçmış olduğuna kanaat geitrdik. Çünkü traşı filan taptazeydi. Ordaki dükkanlara sormuşlar, kimse bilememiş sahibini. Yavrucumu bi kutuya koymuşlar, Cüneyt abilerin deposuna... Başta ürktüm ama sonra çok sevdim ya la. :)))

İlk sene, bahçeye hiç değişik bir köpek musallat olmadan geçti. 
Bu arada hatun geceleri çok korkup havladığı için, kapının dibinde, içerde, sepetinde duruyor hep... Ufaklık büyüyünce, ergenliğe girdi. 

Bir iki ay evvel oldu ilk kızgınlık dönemi. Dişi köpeklerin adetinden sonra yaşadığı bir dönem. Yani çiftleşmeye izin verdiği, koku saldığı bir dönem. Mahallenin ipsiz sapsız köpekleri bahçeye geliyordu sürekli. Hele sarımtırak bir sokak köpeği var, onunla başımız dertteydi. Neyse, hamile filan kalmadı, atlattık. Yılda 3-4 defa olurmuş bu dönem, onun dışında dişi koku salmaz, çiftleşmeye izin vermezmiş. Kısırlaştırmak da hakkımız değil gibi düşündük ve arayışa geçtik. :) Eş arayışına...

(Bundan önce veya sonra bir defa daha o dönemden geçmiş olabilir...)
Hal böyle olunca, ya sürekli kontrol altında tutmak gerekiyordu ki bahçede bu çok mümkün değil, ya da kırma yavruların olmasına göz yummak....
İkisini de istemedik, instagramdan ilan verdik, eş aradık. Pascal'ı bulduk. :)

Dün gece tanıştılar, evlendiği gece eşini gören hatun oldu bizimki. İlk karşılaşma ve evlenme. :) Şimdi bir müddet Pascal'lara kalmaya gitti. Dönüşünde ne buluruz bakalım...

İlk gördüklerinde birbirlerini Bıcırık atak yaptı, Pascal kaçtı. 
Pascal'ın cüssesi biraz daha küçük, belki o yüzden korktu biraz da... 
Sahibinin yanından hiç ayrılmak istemiyor, filan... ^^
Sonra yürüdük, parka gittik. Yolda birbirine pas atmalar devam etti. :)
Parkta kaynaştılar iyice. Orda da Bıcırık pas vermedi. Sürekli ağaçları kokladı. Çevreyi tanımak ister gibi... 

Sonra baktık, olacağa benziyor. Koklaşmalar devam... 
Verdik kızımızı gitti.
"Kuş beybisi" bu gece başka bi yerde sabahlamış oldu. Artık uyudu mu, ne yaptı bilemiyorum. :)
Ama gece keyfi yerindeydi. Hemen tuvaletini ped'e yapmayı da öğrenmiş, Pascal'dan bakıp. 
Salona kapatmış Gülşah onları. (Pascal'ın sahibi) Mamalarını da verdim dedi. 

Bakalım şekerin içi yavrularımız olacak mı? Çok merak ediyorum. Bari en azından iki tane yavru olsa da biri Gülşah'ın, biri bizim olsa... Bakalımmmm....




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder